Diğer Industryolog Akademi

Akademi 2016 – Kabuğumuzu Kırıyoruz

Bu zamana kadar hep var olan şeyleri, bildiklerimizi veya öğrendiklerimizi kâğıtlara döktük. Peki, hiç gelecekte olabilecek şeyleri ya da başardığımız şeyleri, yani hayallerimizi kâğıtlara dökebildik mi? Belki biraz ama yeteri kadar değil.

Hayatın maratonluğu içerisinde kayboluyoruz. Zaman zaman sekteye uğrayan sabit fikirlerimiz ve sabit alışkanlıklarımız var. Onlarla yatıp, onlarla kalkıyoruz. Denize girdiğimizde ayaklarımızın yere basmadığı anlarda, hiç düşünmüyoruz ayaklarımızın altında neler var. Belki de düşünmek lazım. İki hareketimizle ulaşabileceğimiz hazinenin, ne varlığından haberdarız ne de ulaşmamız gerektiğinden. Oysa herkes ister bir hazineye ulaşmak, bir hazineye sahip olmak. Bize katabileceği şeylerin sınırının olmadığı bir hazineyi hayal bile ediyoruz çoğu zaman. Ama daha sonra, daha sonra derken elimizin altında olan o küçücük hazineyi kaçırıyoruz.

Herkesin hazinesi denizin farklı derinliklerinde ve farklı şekillerde. Önemli olan hangi derinlikte olduğunu ya da şeklini bilmek değil. Önemli olan ona ulaşabilmek ve onu sürdürebilmek. Bu kimi zaman bir iş, kimi zaman bir ortam ve kimi zamansa bir aşk oluyor.

En büyük başarı, yaşadığınız en büyük mutluluktur.

mutluluk

Boş verelim başka insanların başarı derecelerini. Biz kendi başarı derecemize odaklanalım. Çünkü küçük bir kâğıtla uçak yapmamız bile mutlu ediyorsa başardık demektir. Kazandık demektir. Mutlu olduk sonuçta. Mutlu olmak için yaşamıyor muyduk? Hayallerimiz bir uçak yapmak değildi belki ama uçağı attığımızda süzülüşünü izlemek, düştükten sonra kalkıp tekrar almak, düzenlemek hatta tekrar yapmak. İşte bizi hayallerimize götürecek şifre bu. Asıl başarılı olmamızın sebebi; başarısızlığın hemen ardından gerekirse en baştan başlamaktır. Başarısızlık sürecin bir parçası çünkü. Başarısız olana dek hangi tarafımızın, uçağın neresinin yanlış olduğunu bilemeyiz.

Başarısızlıklarımızla başaralım.

Uçağımız yere düşsün, alıp tekrar yapalım. Çünkü sonunda istediğimiz şekilde yapacağız.

Benim hazinem ise; Industryolog Akademi.

Başarısızlık ve başarı sürecimi yaşadığım yer. Kimi zaman uçak gibi yaptıklarımdan bir şey öğrenirken mutlu oluyor, daha iyisini yapmaya ve ulaştığım hazineyi sürdürmeye çalışıyorum. İşin ilginç tarafı burada sadece kendi kabuğunuzu kırdığınız zaman değil, arkadaşlarınız kabuklarını kırdıkları zamanda en az onlar kadar mutlu oluyorsunuz. Bir şeyden mutlu oldu, bir şeyi başardı. Onun o heyecanını gördükçe mutlu olma çabanız artıyor. Kimi zaman kendinizi mutlu edecek, kimi zaman arkadaşlarınızı mutlu edecek işler yapmaya başlıyorsunuz.

Çünkü ortamınız böyle. Hazineniz bu. Bunu biliyorsunuz, yaşıyor ve sürdürüyorsunuz. Size bir abi, bir abla, bir öğretmen ve bir kardeş gibi davranan insanlar oluyor. Birbirine sımsıkı sarılan, kan bağını elinin tersiyle iten, yükselirken veya düşerken birbirinin elini sımsıkı tutan dostlarım var burada. Kim istemez ki böyle bir aileyi. Kendinizi güvende hissettiğiniz, yaşarken öğrendiğiniz, onların tecrübelerini tecrübe ettiğiniz bir aileden başka ne istersiniz ki. Başarıyı onlarla paylaşmak, onlarla başarmak kadar güçlü hissettiğiniz başka bir şey yok. Hayatta sizi her zaman düşünen, attığınız adımları bilen, bir yere gelmenizi isteyen insanlar, kimi zaman sizi ileride bekliyor, kimi zaman ise sizinle beraber koşuyor. Hatta siz yavaşladığınızda elinizden tutup onunla koşmanızı sağlıyor.

Asıl zenginlik ailedir.

Ben aileme sımsıkı sarılmaya çalışıyorum. Sorunlarını sorunum biliyor, mutluluklarını paylaşıyorum. Çünkü ben koşarken önüme çıkacak her taşı ayağıyla iten, düştüğümde beni ayağa kaldıran insanlar bunu hakkediyor.

Herkes kendi mutluluğunu belirler.

Benim o kıymetli hazinem ve mutluluğum Industryolog Akademi. Bana bu mutluluğu ve bu zenginliği veren her bir dostuma teşekkür ediyorum. Onlar iyi ki varlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir